Dini Sohbet, İslami Sohbet, Dini Forum, İslami Forum, İslami Chat, Dini Chat


 
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
E-posta adresinize aktivasyon iletisi gelmediyse lütfen buraya tıklayın.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Furkan suresi-2-  (Okunma Sayısı 459 defa)
Administrator

Ziyaretçi
« : 04 Mayıs 2009, 21:11:24 »

3. Ayet:

Onlar (kâfirler) ise, O’nun astlarından, bir şey yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendileri için zarar ve faydaya gücü olmayan, ölüme, hayata ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler.

2. ayette kendi niteliklerini bildiren Rabbimiz bu ayette ise sözde tanrıların niteliklerini sayarak akıllı insanlara bir mukayese imkânı vermiştir:

- O putlar bir şey yaratamazlar. İlâh niteliği verilecek olanın ise yaratıcı olması gerekir. Nitekim Allah, her şeyi yaratandır (Zümer; 62, Mümin; 62).

- O putlar kendileri yaratılmış oldukları için başkasına muhtaç durumdadırlar. İlâh niteliği verilecek olanın ise hiçbir şeye muhtaç olmaması gerekir. Nitekim Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, çok zengindir (Tegabün; 6).

- O putların kendilerine fayda veya zarar verecek güçleri yoktur. Dolayısıyla başkalarına ne fayda ne de zarar verebilirler (A’râf; 197). Allah ise her şeye güç yetirendir (Mülk; 1).

- O putların, ne hayat vermeye, ne öldürmeye ve ne de öldürdükten sonra diriltmeye güçleri yeter. O hâlde bunlara “ilâh” denemez. Allah ise, yaratır, rızklandırır, öldürür ve sonra tekrar diriltir (Rum; 40).

Sözde ilâhların nitelikleri ayette çoğul ifadelerle anlatılmış ve böylece melek, elçi, cinn, veliyler, Ay, Güneş, taş, ağaç ve hayvanlardan edinilmiş putların hepsi ayetin kapsamı içine alınmıştır.

İnsanoğlunun sahte ilâhlar edinme temayülü sebebiyle Rabbimiz bu konudaki uyarıyı sık sık dile getirmiştir:

Meryem; 81: Onlar, kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye, Allah’ın astlarından ilâhlar edindiler.

Ya Sin; 20–25: O sırada o kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi. Dedi ki: “Ey kavmim! Uyun o gönderilmişlere (elçilere)! Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o kişilere ki, onlar hidayete ermişlerdir. Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim O beni yaratana? Siz de sadece O’na döndürüleceksiniz. Ben, hiç ben O’nun astlarından ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahman bana bir zarar dileyecek olsa, onların (ilâhların) şefaati benden yana hiçbir fayda vermez ve onlar (ilâhlar) beni kurtaramazlar. Şüphesiz ki ben, o zaman (ilâhlar edindiğim takdirde) apaçık bir sapıklık içindeyimdir. Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman ettim. Hadi kulak verin bana!”

Ya Sin; 74: Bir de onlar, Allah’ın astlarından kendileri yardım olunurlar ümidi ile ilâhlar / tanrılar edindiler.
4–6. Ayetler:

Ve inkâr etmiş olanlar, “Bu (Furkan), onun (Muhammed’in) uydurduğu yalandan başka bir şey değildir. Ona başka bir topluluk da bunun için yardım etmiştir.” dediler. Böylece onlar kesinlikle haksızlık ettiler ve asılsız bir iddia getirdiler.
Ve “O (Furkan), yazılı hâle getirilmiş öncekilerin masallarıdır; şimdi de o, sabah akşam (sürekli) kendisine okunmaktadır.” dediler.
De ki: “Onu, göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir. Şüphesiz O, bağışlayandır, merhamet edendir.”

Bu ayet gurubunda, Kur’an karşısında âciz kalan ve mevcut düzenlerinin bozulmasından korkan inatçı kâfirlerin, olur olmaz isnatlarda bulunarak Furkan (Kur’an) hakkında yaptıkları sataşmalar ve onlara verilen cevap aktarılmaktadır. Dikkat edilirse müşrikler Kur’an’ın, peygamberimizin kendi düzmesi olmadığını bilmektedirler ama Kur’an’ın Allah tarafından vahyedildiği gerçeğine inanmak yerine, birileri tarafından ona öğretildiğini iddia etmektedirler. Bu isnat başka ayetlerde de yer almıştır:
Nahl; 103: Ve kesinlikle Biz, onların “Kesinlikle ona bir beşer öğretiyor” deyişlerini biliyoruz. Kastettikleri o kişinin dili yabancıdır. Bu (Kur’an) ise, apaçık Arapça bir dildir.
Klâsik kaynakların hepsinde, peygamberimize bu insafsız iftirayı atanların Nadr b. Hars b. Abdüddar ile arkadaşları olduğu, peygamberimize Kur’an öğreten kişilerin de Mekke’de ustalık yapan Bizans asıllı Cibra, Yesar ve Addas adındaki azat edilmiş köleler ile Habeşli büyücü Ubeyd b. Hadr adlı kişi olduğu yazmaktadır. Bu kaynaklarda verilen bilgilere göre kölelerden Cibra, Amir b. Rabia tarafından; Yesar, Ala b. El Hadrami tarafından; Addas da Huveytip b. Abdüluzza tarafından azat edilmişlerdir.
Görüldüğü gibi, peygamberimize Kur’an öğrettiği ileri sürülen bu kişiler, sosyal yönden çok zayıf ve yeni Müslüman olmuş “gariban” kişilerdir. Bu kişilerin, edebiyat bir tarafa, doğru dürüst Arapça bildikleri bile tartışmalıdır. Zaten Rabbimiz de müşriklerin akıl ve mantıkla bağdaşmayan bu saçma iddialarını “zalimce” diye niteleyerek reddetmiştir.
Müşriklerin iddiaları gerçekten saçmadır, çünkü her şeyden önce kâfirlerin elinde iddialarını kanıtlayacakları herhangi bir bilgi, belge, kanıt bulunmamaktadır. Eğer bu iddiaları kanıtlamaya yarayacak bir delil mevcut olsaydı, her türlü güç kuvvet ellerinde olan ve her türlü zorbalığı rahatça yapan bu kâfirler mutlaka bu delili ortaya çıkarırlar veya kendilerine karşı hiçbir hak iddia edemeyen garibanlara yaptıklarını itiraf ettirtebilirlerdi.
Diğer taraftan, söz konusu kişiler azat edilmiş de olsalar, eski sahiplerinin baskılarıyla, kendilerine maddî yönden bir çıkar sağlamayan peygamberi desteksiz bırakabilirlerdi. Hem iddia edildiği gibi olsaydı, kendileri de Müslüman olan bu kişiler, neden yalancı, düzmeci bir insana inanıp onun söylediklerine uysunlar, niçin düzenbazlığını bildikleri bir kişiyi peygamber olarak kabul etsinlerdi? Bu iddialar doğru olsa, onların bundan bir çıkarı olması gerekmez miydi? Peygamberimizin yanından hiç ayrılmayan eşleri, evlâtları, evlâtlığı Zeyd, Ebubekir ve diğer yakınları peygamberin böyle bir ilişki içinde olduğunu fark etmezler miydi? Böyle bir şey sezseler ona inanır, onun için canlarını ve mallarını ortaya koyarlar mıydı?
Kısacası, Rabbimizin dediği gibi bu iftira “zalimce” idi. Zalim müşriklerin böyle insafsıca saldırıları birçok kez olmuş ve Rabbimiz her defasında bu iddiaları reddetmiştir:


Ahkaf; 8: Ya da onlar; “Onu (Kur’an’ı) o (Muhammed) uydurdu” diyorlar. De ki: “Eğer onu ben uydurmuşsam bana Allah’tan olacak şeye güç yetiremezsiniz (beni Allah gibi cezalandıramazsınız). O, sizin neyin içine atıldığınızı daha iyi bilir. Sizinle benim aramda tanık olarak O yeter. Ve O, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.”

Şûra; 24: Ya da onlar; “Allah’a karşı yalan uydurdu” diyorlar. Eğer Allah dilerse senin de kalbini mühürler; batılı yok eder ve sözleriyle hakkı gerçekleştirir. Şüphesiz ki O, göğüslerde bulunan şeyleri çok iyi bilir.

En’âm; 93: Ve Allah’a karşı yalan uydurandan yahut kendisine hiçbir şey vahyolunmadığı hâlde “Bana vahyolundu” diyenden ve “Allah’ın indirdiği gibi ben de indireceğim” diyenden daha zalim kim olabilir? O zalimleri ölümün şiddetleri içindeyken, melekler de onlara ellerini uzatmış; “Ruhunuzu teslim edin. Bugün, Allah’a karşı gerçek dışı şeyler söylediğinizden ve O’nun ayetlerine karşı böbürlenmenizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız.” derlerken bir görsen!

Müşriklerin bu davranışlarına karşılık insaf sahibi olan “Ehl-i Kitap”tan aklı başında olanların böyle bir iddiaları olmamış, onlar Kur’an karşısında hemen iman etmişlerdir:

İsra; 107–109: De ki: Siz ona (Kur’an’a) ister inanın, ister inanmayın, şu daha önce kendilerine ilim verilenler, o (Kur’an) onlara okunduğunda onlar, secde ederek (teslimiyet göstererek) çeneleri üstü kapanırlar. Ve: “Rabbimiz tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi mutlaka gerçekleşecektir.” derler.
Ve onlar, ağlayarak çeneleri üstü kapanırlar. Ve bu (Kur’an) onların huşuunu (alçak gönüllüğünü) artırır.

Kasas; 51, 52: Ve ant olsun Biz, Söz’ü (vahyi, Kur’an’ı) birbiri ardınca uladık. Belki öğüt alırlar!
Ondan (Sözden; vahyden, Kur’an’dan) önce kendilerine kitap verdiğimiz kimseler; onlar, ona (Söz’e; vahye, Kur’an’a) da inanırlar.

Ahkaf; 10: De ki: “Gördünüz mü (hiç düşündünüz mü)? Eğer bu Kur’an Allah tarafından ise ve siz de onu inkâr etmişseniz, bununla birlikte İsrailoğullarından bir şahit de onun bir benzeri üzerine tanık olup da inanmışsa, siz de büyüklük tasladıysanız? Şüphesiz ki, Allah zalimler topluluğuna kılavuzluk etmez.”

Ankebut; 47: Ve işte böylece Biz, sana Kitap’ı indirdik de kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Ve bunlardan da ona inananlar vardır. Ve bizim ayetlerimizi ancak inkârcılar bile bile reddeder.

En’âm; 114: Size Kitap’ı (Kur’an’ı) ayrıntılı olarak indirdiği hâlde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiğimiz şu kişiler, onun (Kur’an’ın) şüphesiz Rabbinden hakk ile indirilmiş olduğunu bilirler. O hâlde sen sakın şüphecilerden olma.

Ra’d; 36: Ve kendilerine Kitap verdiklerimiz, sana indirilen (vahy) le sevinirler. Hizipleşenlerden, ayetlerin bir kısmını inkâr eden kişiler de vardır. De ki: “Ben ancak Allah’a kulluk etmekle ve O’na şirk koşmamakla emrolundum. Ben yalnızca O’na davet ediyorum, dönüşüm de yalnız O’nadır.”

Konumuz olan ayette “Onu, göklerdeki ve yerdeki sırrı bilen indirmiştir.” denilmek suretiyle çok ince bir noktaya temas edilmiş ve Allah’ın her sırra vakıf olduğu vurgulanmıştır. Zira Kur’an’ın, bilinen ve henüz bilinmeyen yapısıyla, içerdiği gaybe ait bilgilerle, indiği dönemdeki insanlarının gizli kararlarını ortaya dökmesiyle, topluma yönelik olan en üst düzeydeki ahlâk ve yasa ilkeleriyle, afak ve enfüse ait mucizevî bilgileriyle, ancak her şeyi, her sırrı bilen bir yüce kudret tarafından oluşturulması mümkündür!
Yani, Kur’an’ı indiren Allah, her sırra vakıftır, her şeyi bilir:

Enbiya; 2–4: Rabblerinden kendilerine gelen her yeni öğüdü / hatırlatmayı ancak oyun yaparak ve kalpleri eğlenerek dinlerler. Ve o zalimler aralarında şu fısıltıyı gizlediler: “Bu, sizin gibi bir insandan başka bir şey midir? Artık görüp dururken büyüye mi gidiyorsunuz?”
(Peygamber): “Benim Rabbim gökte ve yerde her sözü bilir. Ve O, her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” dedi.
Logged
Administrator

Ziyaretçi
« Yanıtla #1 : 04 Mayıs 2009, 21:11:48 »

3. Ayet:

Onlar (kâfirler) ise, O’nun astlarından, bir şey yaratamayan, kendileri yaratılmış olan, kendileri için zarar ve faydaya gücü olmayan, ölüme, hayata ve ölümden sonra tekrar canlandırmaya güçleri yetmeyen ilâhlar edindiler.

2. ayette kendi niteliklerini bildiren Rabbimiz bu ayette ise sözde tanrıların niteliklerini sayarak akıllı insanlara bir mukayese imkânı vermiştir:

- O putlar bir şey yaratamazlar. İlâh niteliği verilecek olanın ise yaratıcı olması gerekir. Nitekim Allah, her şeyi yaratandır (Zümer; 62, Mümin; 62).

- O putlar kendileri yaratılmış oldukları için başkasına muhtaç durumdadırlar. İlâh niteliği verilecek olanın ise hiçbir şeye muhtaç olmaması gerekir. Nitekim Allah, hiçbir şeye muhtaç değildir, çok zengindir (Tegabün; 6).

- O putların kendilerine fayda veya zarar verecek güçleri yoktur. Dolayısıyla başkalarına ne fayda ne de zarar verebilirler (A’râf; 197). Allah ise her şeye güç yetirendir (Mülk; 1).

- O putların, ne hayat vermeye, ne öldürmeye ve ne de öldürdükten sonra diriltmeye güçleri yeter. O hâlde bunlara “ilâh” denemez. Allah ise, yaratır, rızklandırır, öldürür ve sonra tekrar diriltir (Rum; 40).

Sözde ilâhların nitelikleri ayette çoğul ifadelerle anlatılmış ve böylece melek, elçi, cinn, veliyler, Ay, Güneş, taş, ağaç ve hayvanlardan edinilmiş putların hepsi ayetin kapsamı içine alınmıştır.

İnsanoğlunun sahte ilâhlar edinme temayülü sebebiyle Rabbimiz bu konudaki uyarıyı sık sık dile getirmiştir:

Meryem; 81: Onlar, kendileri için bir izzet ve kuvvet kaynağı olsunlar diye, Allah’ın astlarından ilâhlar edindiler.

Ya Sin; 20–25: O sırada o kentin en uzak yerinden bir adam koşarak geldi. Dedi ki: “Ey kavmim! Uyun o gönderilmişlere (elçilere)! Uyun sizden hiçbir ücret istemeyen o kişilere ki, onlar hidayete ermişlerdir. Bana ne oluyor da kulluk etmeyecekmişim O beni yaratana? Siz de sadece O’na döndürüleceksiniz. Ben, hiç ben O’nun astlarından ilâhlar edinir miyim? Eğer Rahman bana bir zarar dileyecek olsa, onların (ilâhların) şefaati benden yana hiçbir fayda vermez ve onlar (ilâhlar) beni kurtaramazlar. Şüphesiz ki ben, o zaman (ilâhlar edindiğim takdirde) apaçık bir sapıklık içindeyimdir. Şüphesiz ki ben, Rabbinize iman ettim. Hadi kulak verin bana!”

Ya Sin; 74: Bir de onlar, Allah’ın astlarından kendileri yardım olunurlar ümidi ile ilâhlar / tanrılar edindiler
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
iSlamiYoL Tag Coder By UsTa
Furkan suresi-2- , dinisohbet, islami sohbet, dini chat, islami chat, dini forum, Furkan suresi-2- , islamiyol , dinisohbet, islami sohbet, dini chat, islami chat, dini forumFurkan suresi-2- , dinisohbet, islami sohbet, dini chat, islami chat, dini forum, Furkan suresi-2-

 
Gitmek istediğiniz yer:  




Wap | Wap2 | Wap Forum | XML | Rss

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.12 | SMF © 2006-2008, Simple Machines LLC
İslamiyol.org Tüm Hakları Saklıdır İslamiyol.org Dini Sohbet iSlami Sohbet Dini Forum iSlami Forum Dini Sohbetler
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!
Bu Sayfa 0.042 Saniyede 15 Sorgu ile Oluşturuldu