Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 02-23-2012
Saat: 03:32



Archive for the ‘Gonul Sohbeti’ Category

Kalb Çekirdeği – Dini Forum – İslami Forum

“Mesnevî’de geçen ‘Kalp çekirdeği nura inkılâp edinceye kadar ateşle yanması lâzım…’ cümlesini açıklar mısınız?”

Bahsedilen nur cümlesi Mesnevî-i Nuriye’nin Habbe’sinde geçmektedir.
Esasen habbe çekirdek demektir.
Temel çekirdek, kâinatın çekirdeği, nur-u Muhammedî’dir (asm).1
Nur-u Muhammedî (asm), kâinat ağacının hem çekirdeği, hem meyvesidir.
Habbe’nin ikinci i’lem’inde Bedîüzzaman bir esasa daha iner ve kâinat ağacının temeline insanı indirir. Hazret-i Muhammed (asm), mümessili bulunduğu insan cinsindendir.
Bedîüzzaman’a göre, insan cinsi kâinat ağacının hem çekirdeği, hem meyvesidir.
Başka bir ifadeyle, âlemin biricik gayesi olan çekirdeği insandır.
Âlemin meyvesi olan insandan birini Cenâb-ı Hak İslâmiyet ağacına çekirdek yapmıştır. O nurlu çekirdek İslâmiyet’in hem kurucusu, hem esasıdır.
O nurlu çekirdeğin de bir çekirdeği vardır ki, o da kalptir.
İnsan kalbi, ihtiyaç sevkiyle, âlemin bütün zenginlikleriyle alâkadardır. Esma-i Hüsna’nın bütün nurlarına muhtaçtır.
Kalbin öyle bir kabiliyeti vardır ki, bir harita gibi bütün âlemi temsil ediyor, bütün kâinatı içinde saklıyor. Merkezinde Allah rızasından başka bir gaye kabul etmiyor. Ebediyetten ve bekadan başka bir şeye razı olmuyor.
Bediüzzaman’a göre, insanın da bir çekirdeği vardır: O da kalptir.
Bu çekirdek, ibadet ve ihlâs toprağında İslâmiyet suyu ile sulanarak iman hayatıyla filiz veriyor, ruh ile bütünleşiyor ve öyle bir yeşilleniyor ki, ruhun cismanî âlemine ruh oluyor.2
Bu şu demektir: Ruhun cismanî âlemi, dünyada ve âhirette bedenle girdiği âlemdir. Her iki âlemde ruh, her biri bir esmadan gelen binden fazla duygu ile hayatı tatmaktadır.
Bu duyguların komuta merkezi kalp çekirdeğidir. Kalp çekirdeği iman ile hayatlanırsa bütün duyguları can damarı gibi beslemektedir. Böylece iman ile kemalini bulan insan kalbi, varlığının bütün manasını özünde saklamakta; ruha ruh olmaktadır.
Eğer kalp çekirdeği İslâm ahlâkı ile yeşermez, iman ile tatmin olup kemale ermez ve ibadet terbiyesiyle bütün duyguları beslemez ise, bu çekirdek kir pas tutar ve kendisini çürümeye bırakır.
Fakat çürümez. Çünkü bu bir insan kalbidir!
Bu çekirdeği ilk aslına döndürmek ve safi haline getirmek için günah kirlerinden tamamen arındırmak gerekiyor.
Bunun için de, ibadeti ve tövbesi yeterli olmadığında, ateşe atmaktan başka çare kalmıyor.
İşte cehennemin en büyük sebeb-i hikmeti burada kendisini gösteriyor.
Nitekim cehennem yakıtının insanlar olduğunu vurgulayan âyetler,3 bu hakikati zihnimize nakşediyor gibidir.
Bedîüzzaman bu âyetleri şöyle tefsir ediyor: “Eğer o kalp çekirdeği böyle bir terbiye görmezse, kuru bir çekirdek kalarak nura inkılâp edinceye kadar ateşle yanması lâzımdır.” 4
Şeddad b. Evs (r.a.) cehennem korkusundan uyuyamaz; yatağının içinde dönüp dururdu. “Ey Allah’ım! Ateşin korkusu beni uyutmuyor!” derdi ve kalkıp sabaha kadar namaz kılardı.
Abdullah b. Revâha (ra): “Allah’a yemin ederim ki kalbimde dünya sevgisi yoktur. Fakat ben Hz. Peygamber’i (asm) “İçinizden oraya (cehenneme) uğramayacak kimse yoktur. Bu, Rabb’inin üzerine almış olduğu kesinleşmiş bir hükümdür” (Meryem Sûresi: 71) âyetini okurken dinledim. İşte ben cehenneme uğradıktan sonra, oradan kurtulup kurtulamayacağımı bilmediğim için ağlıyorum.” 5 derdi.
Bedîüzzaman’ın, haşir meydanını harmana benzetmesi de aynı hikmetin devamı niteliğindedir. Öyle ki, ekinler harmanda dövülerek, başaktaki meyve, sapından ve samanından ayrılır, arındırılır.
Bu temsil ile der ki Bedîüzzaman: “Binaenaleyh, haşir meydanı da bir harmandır; kâinatın başak ve semeresi olan Benî Âdemi intizar etmektedir.”6
Bu bekleyiş, insanoğlunun af ile, mağfiret ile, lütuf ile ve şefaat ile olmazsa, ateş ile arındırılması, böylece kalp çekirdeğinin ilk günkü gibi temizlenip, cennete girmeyi hak eden bir nur topu haline gelmesi içindir.
Ateş, arınmaktır, taharettir, temizliktir!

DİPNOTLAR:

1- Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşr., İstanbul, 1997, s. 99.
2- Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşr., İstanbul, 1997, s. 100.
3- Bakara Sûresi: 24; Tahrim Sûresi: 6.
4- Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşr., İstanbul, 1997, s. 100.
5- Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 3/334.
6- Mesnevî-i Nuriye, Yeni Asya Neşr., İstanbul, 1997, s. 100.

Dini Sohbet,İslami Sohbet,Dini Forum,islami forum,islami chat,dini chat,dinichat,islamichat

Kabe ve İnsan – Dini Sohbet – İslami Sohbet

İsmail hakkı bursevi H.Z :
Kabe ve insan.
(Tuhfe-i Ataiyye)
Allah tealaya hamd ve habibine,ehl-i beytine ve ashabına salat ü selam olsun.
İslami hayatın boyutunu temsil eden tasavvuf,Resülullah’ın(s.a.v) ve ashabının ahlakına uygun bir hayat tarzıdır.
Bilindiği gibi islam dünyasında tasavvuf Hicri 111.ve 1V.aSIRDAN İTİTBAREN DİĞER İSLAMİ İLİMLERDEN AYRILIP “ZÜHD” Adı altında inlişaf etmeye başlamıştır. Bu dönemde büyük mutassavvıflar yetişmiş,tasavvufun kavramları ve klasik eserleri yazılmıştır.
Bu açıdan osmanlı döneminde yetişen Büyük mutassavvıflardan İsmail hakkı Bursevi (1137y/1725)in Tuhfe’i Ataiyye adlı eserini incelemek tanımak istedim.
A)BURSEVİ’NİN TUHFELERİ
Hediye armağan anlamına gelen tuhfe bir kitap yazımı olarak karşımıza çıkmaktadır. Genellikle bir plan çerşevesinde yazılmaktan ziyade serbest bir tarz kullanıldığı görülür.
Tuhfe-i Ataiyye’deki Bazı Tasavvuf Kavramlarının incelenmesi.
1- TEVHİD
a-Giriş
Tevhid,bir şeyin bir olduğuna hükmetmek,onu bir bilmektir.
Istılah olarak, mutlak manada Allah’ın bir olduğunu bilmektir. Ondan başka ilah bulunmadığına,şerik ve benzerden münezzeh olduğuna inanmaktır. İtikat açısından böyle izah edilen tevhid,Ameli bakımdan ise ibadeti sadece Alllah’a has kılmaktır.
Tevhid Allah’ın zatını aklen tasavvur edilen ve zihnen hayal edilen her şeyden tecrid etmektir.
Tevhid,bir görme bir bilme halidir. Ayrışmayı kabul etmez. Müslümanın bütün hallerine hakimdir.
İslam dinin ve hatta önce gelmiş olan dinlerin aslı ve esası tevhid’dir. İslam ilim ve sanat’ları da tevhidin ana fikri etrafında örülmüştür.
İlk mutassavvıflardan itibaren bütün büyük mutasavvıfların eserlerinde şiirlerinde ve kendilerinden nakledilen eserlerinde sözlerde dikkati çeken ana fikir tevhid,dir. Tasavvufta saliklerin seyri sülukları esnasında defalarca tekrar ettikleri de kelime’i tevhiddir.
Mutasavvıfların Tevhid Hakkındaki Görüşleri
Sufiler tasavvufi telakkilerinin temellerini tevhid konusunda çok sağlam esaslar üzerine bina etmişlerdir.Tevhid meselesine kendi düşünceleri ve halleri doğrultusunda yeni izahlar getirmişlerdir.
Tevhid tanımını ilk yapan Cüneyd’dir.
Ona göre tevhid”kadimi hadisten (sonradan yaratılanlardan) Ayırmaktır”yani kadim ve hadisin biribirinden tamamen ayrı müteala edilmesi ve hiç bir surette birbirine karıştırılmamasıdır.Zünnun Mısri,”Ne semaların yüceliklerinde ne de yerlerin derinliklerinde Allah’dan başka idareci yoktur. Vehim ve zihin O’nu nasıl tasavvur ederse etsin Allah onun zıttıdır.” der.
Tevhid hakkında en güzel sözü Hz.Ebu Bekir söylemiştir.”Hamdolsun o Allah’a ki mahlükatına kendisini bilmek için kendisini bilmekten aciz olduklarını bilmekten başka yol vermedi.
Tevhidin Kısımları:
Tevhid,önce ilim sonra hal sonra yine ilimdir. Birinci ilim delil tevhididir.Bununla rüsum ehli kasdedilir.
Hal tevhidi ise Hakkın senin sıfatın olması sendeki sen değil O olmasıdır. Bunula ilgili olarak Ayette “Attığın zamanda sen atmadın,fakat Allah attı”(ENFAL,8/17
Buyrulmuştur.
Halden sonraki ikinci ilim müşaade tevhid’idir.
Bu makamda varlıklara vahdaniyyed gözüyle bakılır. ve ancak vahid görülür.
Makamlarda tecelli etmesi ile vecd halinde Hak bulunur.Hatta bütün alemde Hak bulunur.