Sitemize hoşgeldiniz.
Tarih: 02-23-2012
Saat: 03:28



Archive for the ‘Dini Sohbet’ Category

Kadını İnkar – Dini Sohbet – İslami Sohbet

‘NOT’ gibi bir çıkıntıyla başlayayım. ‘Kadın konusuna neden taktın?’ diye soranlara bu çıkıntı.

Nisa taifesinden bahsettiğim bu yazılar, asla yalnızca onları ilgilendirmiyor; beni, anneyi, babayı, dedeyi, nineyi, ülkeyi, dünyayı ve öte dünyaları, sonsuzlukları da ilgilendiriyor.

Büyük bir projeyi; ‘dinin, diyanetin, siyasetin ve en çokta vahşi kapitalizmin içinde olduğu bir projeyi’, açık etmenin peşinde bu yazılar.

Fikri, zikri şaşmış veya dönen dolaplardan bihaber olanlar, sadece bu yazılarda değil, baktıkları her yerde muhtemelen aynı yanılsamaya düşeceklerdir.

Şifa dilemekten başka yapacak bir şeyim yok onlara.

Gelelim sadede..

‘Kocasının hizmetkarı kadınlar ve karısına köle kocalar nereye kayboldu? Çok değil otuz sene öncesinin anneleri var mı?’ diye sormuştuk bir önceki yazımızda.

Yok! Varsa da pek fazla değildir sayıları.

Günümüzde annelerin, hizmet ettiği bir patronları mutlaka oluyor ki ondan ne çocuklara, ne de kocalara sıra gelir!

Haliyle, eve ve aileye kala kala stres, kavga ve parçalanmış, hatta cinnet kurbanı olmuş fertler kalıyor.

“Kadın fıtratıyla savaşmak..”

Kadın, nasıl bir kötülüğün esiridir, nasıl bir aşağılık varlıktır ki, ‘fıtratında’ var olan bütün özelliklere saldırılıyor.

Kadını, kadın yapan ne kadar başat değer varsa hakarete uğruyor, aşağılanıyor.

Kadın fıtratında birinciye gelen özellik nedir?

Çocuk yapmak

Ona bağlı olarak, şefkat.

Ona bağlı olarak, çocuk yetiştirmek.

Hepsi birbirine bağlı olarak; daha evcimen olmak, yuvayı kurmak.

Kadın ancak, bu ‘bir numaralı fıtri tarafı/tarafları’ sayesinde hayattan zevk alır.

Durum bundan bundan ibaretken..

Özel bir durum olmadıkça, bir kadına, ‘çocuk yapma’ demek veya onu az çocuk yapmaya veya hiç çocuk yapmamaya teşvik etmek ne manaya gelir?

Bir kızı, ‘geç evlendirmek’ ya da geç evlenmeye zorlamak iyi bir şey olur mu?

Eğer erken evlenmek kadın için yaşamsal bir zorunluluksa, kızları işe, kariyere yönlendirmek olara yazık etmek olmaz mı?

Bir kadını erkekle eşitleyip aynı işlere sürmek, ikisine de aynı ağırlıkta iş vermek ‘baştan ayağa kadınlığı inkâr’ olmaz mı? Olur, hem de bal gibi olur.. Ve maalesef, dünyada ve Türkiye’de, uzun zamandır işler tamda bu ‘inkâr’ üzere yürüyor.

‘Kadını inkâr’ üzerine acımasız, insafsız bir uğraş veriliyor. Bir Allah’ın kulu da çıkıp sormuyor; erkek, daha matah bir şey midir ki, illa erkekle özdeşleştirilip, bütün işlerde onunla kıyaslanır kadın. Kötü bir varlık mı kadın?

Lanetli bir şey mi?

Avrupalıların, Hıristiyanların dediği gibi ‘insan değil’ mi?

Yoksa, ‘Ortaçağ Avrupalı kafasının’ imanı üzere şeytan mı?

Şeytandan kötü, lanet olası bir pislik mi?

Haşa huzurdan, ‘kadın mabetlere sokulması caiz olmayan, bir çeşit hayvan mı?’

Elbette hiç biri değil.

Bu noktada mühim soru şu; değilse, ‘kadın = erkek’ anlayışını gerçekleştirmek için neden mücadele veriliyor?

Müslüman kadın, Müslüman aile..

Kadın ve erkek birbirinden çok farklıdır. En başta apayrı işlere memur, ayrı güce ve hünere sahiptirler.

Biri suysa, karaysa, öteki ateştir, havadır.

Apayrı varlıklardır.

Evet, ikisi de insandır

İkisi de Allah’ın imtihanına tabidir ama apayrıdır.

Bir taraf için üstünlük olan şey öteki taraf için zafiyettir.

Çoğu zaman, bir tarafı ilgilendiren ‘şey’, ötekisine galaksiler kadar uzaktır.

Kadın kadındır

Erkekte erkek.

Ve ikisi de yerinde, ‘fıtratları üzere kalabildikleri müddetçe’, çok güzeldir.

Bütün değerleri, kendi ‘kalabilmelerinde’ saklıdır. Aksi halde eksidedirler; zarar, ziyan ve hüsran içredirler.

Biri, ötekine dönüşmeye başladığı anda ‘iğrençlik, fesat ve her türlü yıkım’ başlamış demektir.

Bu durumu Kur’an, en yalın haliyle ‘kadınlaşan erkeklere ve erkekleşen kadınlara lanet edilmesi’ buyruğuyla bildirilmiş.

İSLAMİ SOHBET – DİNİ SOHBET

Zulme karşı çıkmak! – Dini Sohbet – İslami Sohbet

Zulme karşı çıkmak elbette çok güzel, çok doğru, çok haklı bir davranış biçimi!

Ancak zulme karşı çıkarken ayrım yapmak yani bazı zulümlere karşı yüksek perdeden açıklamalar yaparken öteki zulümleri görmezden gelmek olur mu? Olmaz tabii!

Böylesi bir ikilem asla onaylanamaz!

Eğer Suriye’deki Esad zulmüne karşı çıkıyorsanız, bunu kınıyor ve mutlaka hesap sorulacağından söz ediyorsanız aynı şekilde bölgemizdeki ABD zulmüne de karşı çıkmak zorundasınız demektir!

ABD zulmüne karşı çıktığınız gibi belki hesap soramayabilirsiniz ama yapacağınız yine de bir şeyler vardır.

Mesela hesap soramayabilirsiniz ama onlara yaptıkları zulümlerinde yardımcı olmaktan kaçınabilirsiniz!

Eğer onlara yaptıkları zulümlerde yardımcı oluyorsanız Suriye’de yapılan zulme karşı meydan okumanızın da bir anlamı kalmaz!

Irak’taki zulümden, Libya’daki zulümden, Mısır’daki zulümden söz edenler şimdi bu ülkelerde yaşananları içlerine sindirebiliyorlar mı?

Yani Saddam gidince Irak’ta zulüm sona erdi mi?

Ya da Kaddafi gidince Libya’daki zulüm bitti mi?

Onlarda da bitmedi, Mısır’da ve Tunus’ta da zulüm bitmedi!

Zalimin biri gitti, ötekiler geldi!

Hal böyle olunca bir zalime karşı çıkarken öteki zalime alkış tutan ve onlara yardımcı olanlara ne denir?

Bunlara denilecek tek laf vardır:

Bırakın bu çifte standardı ve ikilem içinde yaşamaktan kurtulun!

Zulme karşıysanız bütün zalimlere karşı bayrak açın!

Bir zalime karşı efelenip gezerken öteki zalimin her yaptığını onaylamaktan ve onlara destek olmaktan mutlaka vazgeçin!

Diyelim ki Irak olayı acemiliğinize(!) denk geldi ve ABD’nin ne yapmak istediğini pek kavrayamadınız onun içinde Büyük Ortadoğu Projesi gibi projelerin eş başkanı olmayı iyi bir şey sandınız!

Ama sonra Irak’ta neler yaşandığını gördünüz!

ABD ve müttefiklerinin Irak’ta yaptıklarını gördükten sonra onlarla birlikte olmak ve onların öteki Müslüman ülkeleri de aynen Irak gibi perişan etmelerine göz yummak yakışık alır mı?

Suriye’de işlenen cinayetlere göz yumduğunu iddia ettikleri İran gibi ülkeleri “Bu nasıl Müslümanlık?” diye eleştirenlerin aynı soruyu kendi kendilerine de sormaları gerekmez mi?

“Büyük Ortadoğu Projesi gibi Müslümanlara kan kusturan projelerde bizim ne işimiz var?” diye bir nefs muhasebesi yapmaları gerekmez mi?

İSLAMİ SOHBET – DİNİ SOHBET